
how much does the abortion pill cost
how much does the abortion pill cost
hikebikeclimb.net Renklerin Dünyasından
Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı?
Bilincimize ya da algılarımıza yerleştirilmiş renk algıları vardır. Bunları kim bize ait sandığımız beynimizin içine girip yerleştirdi bilemiyoruz. Mesela kız çocukları dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar pembeye bayılırlar. Oğlan çocuklarına ise pembe hiçbir giysiyi sevdiremezsiniz. Farklı renklerin insanlarda farklı duygular uyandırıp uyandırmadıkları yüz elli yıldır araştırılmakta ve tartışılmaktadır. Her ne kadar kontrollü bilimsel araştırmalarda kesin genellenebilir ve herkes için geçerli bulgular elde edilememişse de farklı renklerin farklı duyguları tetiklediği genel bir doğru olarak kabul görmektedir.
Acaba renk algıları genetik olarak anne ve babamızdan bizlere aktarılıyor olabilir mi? Nesiller boyu süregelen “kırmızı” renginin çağrışımları anne ve babalarımıza onların anne ve babalarından geçmiş ve biz de çocuklarımıza onlardan aldığımız “kırmızı” algısını iletecek olabilir miyiz? Hayır. Bunu bilim adamları uzun uğraşlar vererek renklerin doğuştan ve genetik bir belirleme olmayıp, öğrenilen bir ilişki olduğunu kanıtlamışlar.
Renklerin harekete geçirdiği duygular eşleştirilmiştir. Bu tür eşleştirmeler belki de kabul edilip, yinelendikçe bilinçaltımıza yerleşmektedir bilinmez, ama moda tasarımcılarından, iç mimarlara, şirket logolarından mobilya, döşemelik, duvar boyalarına kadar renk seçimleri bu kabullere göre olmaktadır.
Geçen sayımızda renklerin insanlar üzerindeki etkilerinden bahsetmiştik. Bu sayıda renklerin anlamlarına ve tasarımda kullanılacak renklerin seçimlerine değinelim.
Renklerin Anlamları:
Renklerin de taşıdığı anlamlar neredeyse tüm dünyada birbirine yakındır, fakat bazen farklı ülkelerde aynı renge tam tersi bir anlam da yüklenebilmektedir.
Beyaz: Saflığı, temizliği ve istikrarı ifade eder.
Siyah: Gücü, tutkuyu ve çoğu ülkede matemi temsil eder.
Mavi: Sonsuzluğu ve özgürlüğü ifade eder.
Yeşil: Doğanın ve huzurun rengidir.
Kırmızı: Canlılık ve dinamizmin rengidir. Ataklık, azim ve kararlılığı ifade eder.
Sarı: En parlak ve dikkat çekici renktir. Neşe, zekâ, incelik ve pratikliği ifade eder.
Turuncu: Dışa dönük olmayı ve güveni temsil eder.
Lacivert: Sonsuzluk, otorite ve verimliliği ifade eder.
Logo Tasarımında Reklerin Kullanımı
Logo tasarımında renk, iletilmek istenen mesajı karşı tarafa bir anda sunabilen ve muhtemelen tasarımcıların sözlü olmayan iletişimlerde kullandıkları oldukça etkili bir yöntemdir. Renkler hayatımızın her köşesindedir ve birçok şeyi onlarla anlamlandırmışızdır. Bu sebeple uygun bir şekilde renk kullanımı ve seçilen renklerin arkasında yatan anlamın bilinmesi tasarımcılar için oldukça önemlidir.
Kırmızı
Kırmızı yoğun bir renktir. Çelişkili duygular ortaya çıkaran bu renk, logo tasarımda çoğunlukla; izleyicinin dikkatini çekmek, kan basıncını arttırmak ya da açlık hissi uyandırmak için kullanılıyor.
Red Bull logosunda kırmızının bir tonunu kullanılmış ve bir enerji içeceği şirketini temsil eden bir logo için mükemmel bir renk seçimdir. “red bull kanatlandırır” sloganıyla ürününü pazarlamakta olan şirketin logosunda, arka alanda benzer yoğunluğa sahip olan sarı rengi kullanılarak kırmızı, daha da vurgulanmıştır.
Sarı
Sarı da kırmızı gibi farklı mesajları bünyesinde barındırabilen bir renktir. Gün ışığı ve mutluluğu temsil edebildiği gibi uyarı ve korkaklığı da temsil edebilir. Canlı ve kolay görülebilir bir renk olduğu için uyarı panolarında veya trafik işaretlerinde de kullanılır. Tasarımlarda sarı renk genellikle, dikkati çekmek ve samimiyet, mutluluk vb. duyguları ortaya çıkarmak için de kullanılır.
Hepimiz McDonald’sı ve onun sloganı olan “işte bunu seviyorum”u biliyoruz. Aynı Red Bull’da olduğu gibi en yoğun iki renk kullanılmış. Kırmızı ve sarı. Fark ise, mutluluk, oyun ve çocuklar üzerinde odaklanan marka için en uygun olan sarı rengin, baskın olarak kullanılmasıdır. Kırmızı renk ise, önceden bildiğimiz gibi kan basıncını arttırmak ve açlık hissi uyandırmak için yardımcı olarak kullanılmış. Bu sebeptendir ki bu renk kombinasyonu birçok fast food markasını tarafından benimsenmiştir.
Yeşil
Yeşil yaşam ve yenilenmeyi temsil eder. Dinlendirici ve sakinleştiren bir renktir. Hatta otobanlarda, yollarda ağaçların sıklıkla bulundurulması ve ameliyat önlüklerinin yeşil olmasının sebebi de budur. Bu yüzden çoğunlukla, çevre dostu olarak tanınmak isteyen şirketler logolarında yeşil rengi kullanmayı tercih ederler.
Yeşil, sadece doğa ve hayvanlar üzerine yoğunlaşmış bir tv kanalı için en uygun renk seçimidir. Ve kullanılan yeşilin çeşitli tonları genellikle, ormanları, çayırları ve doğayı anımsatır.
Pembe
Pembe, zarafet ve inceliği akla getiren kadınsı bir renktir. Kırmızının biraz daha yumuşak hali olan pembe, genellikle tasarımlarda kadınsı görüşleri canlandırmak için kullanılır.
Barbie logosunda pembe rengi oldukça mühimdir ve küçük kızlara pazarlanan bir oyuncak için kullanılması en uygun olan renktir.
Turuncu
Kırmızı ve sarının karışımı ile elde edilen turuncu, her iki rengin özelliklerini de gösterebilir. Turuncu, kırmızıdan daha az şiddetlidir fakat kırmızıdan daha eğlenceli ve daha gençliğe yakışan tarzdadır.
Turuncu, hedef izleyicisi çocuklar olan Nickelodeon için harika bir seçimdir. Logo, eğlenceli tipografi ve zemine sıçramış gibi tasarlanan boya ile gençlere yönelik bir temayı destekliyor.
Tüm bunların yanı sıra aslında en önemli not “beynimizin renkleri nasıl algıladığı”dır. Bunun bilimsel bir açıklaması var ve bu her şeyi açıklıyor sanırım. Beyin aslında üç rengi (trichromatic) görebilecek şekilde oluşmuştur. Gözün retina bölgesinde ışığa duyarlı çubuk (rod) ve koni (kon) hücreleri vardır. Çubuk hücreleri renklere duyarlı değildir, ışık şiddetinin az olduğu durumlarda görmeyi sağlar. Çubuk hücreleri siyah beyaz görmeyi sağlar. Renkli görme koni hücrelerinin uyarılmasıyla oluşur. Renkli görmeyi sağlayan üç tip koni hücresi vardır. Her hücre farklı dalga boyundaki ışıkla uyarılan ışık pigmenti protein molekülleri içerirler. S hücreleri 400-500 nm, M hücreleri 450-630 nm ve L hücreleri 500-700 nm dalga boyundaki ışığa duyarlıdır. Sanıldığı gibi retinadaki bu hücreler farklı renkleri ayrı ayrı görmezler, ışık üç tip hücre üzerinde de etkide bulunur. Renk bu üç tip hücrenin farklı şiddet ve yoğunluktaki uyarılmasının bir bileşeni olarak oluşur. Koni hücreleri tek tek uyarıldıklarında şekildeki üç rengi görürler. S tipi mavi, M tipi mavimsi yeşil ve L tipi sarımsı yeşil rengi algılarlar. Ancak insanlar dünyayı sadece bu üç renk olarak görmezler. Retinaya düsen ışık üç tip hücreyi de değişik oranlarda uyararak, bir bileşim rengin algılanmasını sağlar. Böylece kırmızı renk ağırlıklı olarak L tipinin uyarılmasıyla, mavi renk ise ağırlıklı olarak S tipinin uyarılmasıyla görülür. L ve M tipi koni hücrelerindeki pigmentler X kromozomu ile taşınırlar. X kromozomundaki pigment proteinlerini kodlayan DNA bölgelerinde bir eksiklik olursa o pigment proteinleri sentezlenemez. Renk körlüğü denilen durumun nedeni budur.