Karikatür Penceresinden Hayat... 1 4

amoxicillin without insurance

buy amoxicillin online searchengineoptimization-seo.net

zocor

zocor loekkenglas.dk

cheap abortion clinics in maryland

cheap abortion clinics in columbus ohio

amlodipin 5 mg

amlodipin teva redirect

sertraline alcohol memory loss

sertraline and alcohol uk read

Salih Memecan

1.Ciddi bir mimarlık eğitimi almışsınız, hiç mimarlık yaptınız mı ya da okuduğunuz meslek ile ilgili herhangi girişiminiz oldu mu? Almış olduğunuz mimarlık eğitiminin işinize ya da hayatınıza bir faydası oluyor mu?  

Evet, 14 yıllık bir mimarlık eğitimim var. İlk dört senesi Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde lisans seviyesinde. İyi bir öğrenciydim. Fakülte birincisi oldum. Sonra yine ODTÜ’de 3 sene master yaptım. Sonra da Fulbright Bursu ile Amerika’da Universite of Pennsylvania’da doktora yaptım. Konum yapı teknolojisinin tarihi ve felsefesi üzerineydi. 

Bir kaç ay Almanya’da bir kaç ay da Amerika’da mimarlık ofislerinde çalıştım. Sıkıcı geldi. Bir kaç sene de Türkiye ve Amerika’da öğretim üyeliğim var. Ama karikatürcülük daha cazip geldi.

Mimarlık bilgimi kendi yaşadığım mekanların tasarımlarını yapmakta kullanıyorum. O da bir şey. Ama mimarlık eğitimini herkese tavsiye ederim. Mimarlık eğitimi temel bir eğitimdir. Matematik, fizik, felsefe gibi. İnsanın çevresinin, insan yapımı çevresinin farkına varmasını sağlıyor. O çevrede daha bilinçli ve daha zevkli yaşıyor. Hele doktora eğitimi bana sebep-sonuç ilişkilerini anlama konusunda çok faydalı oldu. Siyasi analiz yaparken çok faydasını görüyorum. Ayrıca her karikatüristin bilmesi gereken perspektif, ışık gölge, mekan çizimleri ve renk kullanımı gibi konular için de mimarlık eğitimi birebirdir.

Bazen soruyorlar. Madem karikatürist olacaktın niye bu kadar okudun diye. Sanki karikatür için eğitim şart değilmiş gibi. Her gün yaklaşık 2 milyon kişiye fikir beyan ediyorum. Bu işi yapmak için de eğitimli olmak çok önemli.

2.Bazı insanlar yazarak bazıları söyleyerek ifade ediyorlar kendilerini. Siz çiziyorsunuz. Çizme sevdanız mimari çizgiden karikatüre nasıl geçti?

Esasında tam tersi oldu. Çizebiliyorum diye mimarlık daha cazip geldi. Kendimi bildim bileli çiziyorum. Ama sırf ben değil neredeyse bütün çocuklar çizebilmekte. Ama bunların çoğu, eğitim hayatının ilerleyen bölümlerinde çizmekten vazgeçiyorlar. Ve de çok büyük bir hata yapıyorlar. Bunda tabii yanlış yönlendirmenin de rolü büyük. “Bırak o resimli romanlarını da biraz adam gibi kitap oku” gibi. Çizebilmek bana hayatta çok büyük avantaj sağlamıştır. Birçok konuda fark yaratıp öne geçmemi sağlamıştır. Bu; burs bulurken de böyle oldu, iş bulurken de. Tabii eş bulurken de. Karım benden önce karikatürlerimi sevdi.

Onun için herkese şiddetle tavsiye ediyorum çizmeyi.

3.Çocukken kekeme olduğunuz ve çizmeye başladıktan sonra bu durumdan kurtulduğunuz doğru mudur? Kekeme olmak kendinizi daha iyi ifade edebilmek adına sizi çizmeye yöneltmiş diyebiliriz…

Kekeme olmak hayatta başıma gelebilecek en iyi şeylerden biriydi. Ya kekeme olmasaydım herhalde ben de çizmeyi bırakan çocuklardan biri olurdum. Kekemelik yüzünden daha içime kapanıktım. (Belki de tam tersi, içime kapanık olduğum için kekemeydim.) Onun için iletişim kurmak ve kendimi göstermek konusunda karikatür çizemek birebir iyi geldi. Dikkat ederseniz çizebilen insanların çoğunda en azından gençliklerinde bir sosyalleşme problemi vardır. Onun için gençlere tavsiyem kusurlarının kıymetlerini bilmeleridir. Eğer hayatta farklı bir şey olacaklarsa bu yolda bu kusurları onların en önemli avantajı olacaktır. 

Kekemeliğimin geçmesi ise tamamen kendime güvenle oldu. Ne zaman ki “Amaan kekelesem ne olur ki?” dediğim zaman kekemeliğim de bitti. Onun için kekeme arkadaşlara tavsiyem. Kekemeliklerini takmamaları. Kekelemek güzeldir. Kekelesinler bir şey olmaz.

4.Siyasi karikatürist olma yolunda sizi etkileyen bir hikayeniz var mı?

Gazetinin birinci sayfasında karikatürünüzün yayınlanmasını istiyorsanız siyasi karikatürist olacaksınız. Ben 1971’den beri yani üniversite birinci sınıftan beri siyaset çiziyorum. İlk karikatürlerim Ankara Barış Gazetesi’nde çıkıyordu. 4 sene kadar orada çizdim. Sonra doktora yaptığım sırada Amerika’da çeşitli gazetelerde politik sayılabilecek karikatürlerim yayınlandı. Sonra Nokta Dergisi’nde siyasi karikatürlerime devam ettim. En sonunda da 23 yıl önce Sabah Gazetesi’ne çizmeye başladım. 18 yıl önce de ATV’de Bizimcity çizgi filmleri başladı. Yıllar ne çabuk geçiyor.

Karikatürlerimi ilk yayınlatmak için Barış Gazetesi’ne gitmiştim. Arkadaşımla tabii. Ben utangaç olduğum için. Bu işlere gazetenin patronu karar verir diye bizi Yaşar Aysev’in odasına yolladılar. O da tam o sırada köşe yazısını yazıyordu. Bizim içeri girmemizden rahatsız oldu ve bakmadan bile bize hadi başka gazeteye gidin gibisinden birşeyler söyledi. Tam çıkıyordum ki arkadaşım “Ama bir baksanız, çok güzel karikatürler” dedi. O da “Peki hemen bir bakayım” dedi. Baktı ve çok beğendi. 2 gün sonra siyasi karikatürlerim yayınlanmaya başladı. Önce 2. sayfadan sonra da birinci sayfadan.  20 yaşındaydım.

5.Hem kuruluşunda etkin olduğunuz hem de ilk başkanı olarak görev aldığınız Medya Derneği’nin genel yapısından biraz bahseder misiniz?

Medya Derneği değişen Türkiye’nin ve onun değişen medya ortamının derneği. Eskiden medya genellikle toplumun kısıtlı bir kesiminin gözüyle ve de sırf o gruba yayın yapanlardan oluşuyordu. Son yıllarda bu değişti ve Türkiye’nin medya yelpazesi genişledi. Daha demokratikleşti. Ama medyanın temsili ise aynı kaldı.  Onun için Medya Derneği bu konuda önemli bir eksikliği gidermek için kuruldu. Medyayı daha geniş ele alıp daha doğru bir temsil sağlıyor. Derneği 25-30 kadar medya kuruluşu desteklemekte. Bu sayı da geçen süre zarfında artmaktadır. Ben başkanım. Zaman Gazetesi yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Star gazetesi yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu başkan yardımcıları. Deniz Ergüler de genel sekreterimiz. 

6.Derneğin faaliyetleri ve gelecek projeleriniz hakkında da bizi biraz aydınlatır mısınız? 

Türkiye demokratikleşiyor. Biz kaliteli bir demokrasi için kaliteli bir medyanın gereğine inanıyoruz. Bunun için mesleki eğitime çok önem veriyoruz. Ayrıca basın özgürlüğünün ve medya etiğinin de gelişmiş ülkeler düzeyinde olması gerektiğine inanıyoruz. Bu konularda çalışıyoruz. Çalışmalarımız hakkında daha detaylı bilgi www.medyadernegi.org sitesinden alınabilir.

7.Medya Derneği bünyesinde düzenlediğiniz seminerlerde “soysal medya”, “gazeteciler için marka oluşturmanın önemi” gibi eğitimler veriyorsunuz. Kişisel marka oluşturmanın önemi nedir? Sosyal medya ve yeni teknolojilerin kullanımının iş geliştirme ve kişisel gelişim üzerine etkileri nelerdir?

Marka sahibi olmak birden bire sizi salt çalışan olmaktan çıkarıp patron yapıyor. Markanız varsa markanız sizin için çalışıyor veya bir gün çalışacaktır. Onun için topluma bir şeyler sunan insanların bu marka yaratma işini göz ardı etmemeleri lazım. Marka yaptığın zaman bir değer oluşturuyorsun. İnsanların tanıdıkları bildikleri ve güvendikleri bir değer. 

Örnek vermek gerekirse Limon ile Zeytin artık benim hergün çizdiğim bir karikatürün ötesinde bir şeyler. Toplumla yılların getirdiği farklı bir iletişimi var. Çocuklar gazeteye bakalım Salih Memecan bugün ne çizmiş diye değil, Limon Zeytin ne yapmış diye bakıyor. Onun için bunun farkına varıp markanın değerini korumak için olaya farklı yaklaşmak gerekiyor. Artık hasta oldum diye çizmemezlik edemezsiniz veya kafanıza göre takılıp karakterlerin karakterlerine ters şeyler çizemezsiniz.

Eskiden marka yaratmak için büyük medya şarttı ama şimdi artı iyi bir fikriniz varsa bunu internet üzerinden sosyal medya ağlarını da kullanarak popüleştirebilir geniş kitleler ulaşabilirsiniz. Yeni teknolojiler yeni fırsatlar getirdi. Onun için teknolojiyi çok iyi bilip çok iyi kullanmak gerekiyor.

8.Son olarak TR’de Marka okuyucularına iletmek istedikleriniz nelerdir?

Sizinkilerin yani Limon ile Zeytin’in çizgi filmleri geliyor. Çatlak Yumurtalar diye. Tahmin ediyorum eylülde gösterime girecek. Çok güzel oluyorlar. Okuyucularınız ve çocukları bayılacak.

Yazar :

Facebookda Paylaş

Diğer Marka Konuları