Kırmızı Beyazın Asaleti 4 8

order abortion pill online usa

abortion pill online usa

symbicort forte

symbicort inhaler steroid metalwings.com

pregabaline sandoz

pregabaline 50mg

Türkiye’yi anlatan bir şey söyleyin deseniz aklıma ne kebap, ne lokum ne de bağlama gelir. Benim aklıma gelen tek şey ince belli bardağın yıllardır muhteşem ikilisi olan kırmızı beyaz çay tabağıdır. Yaşayan efsane olarak nitelendirilebilecek bir nesne... Öyle bir hava katar ki o çaya, adeta çayın tadı değişir, o karbonatlı çay daha bir hoş, daha bir güzel olur. PVC’den yapılma bu tabak öyle mükemmel bir tasarımın ürünüdür ki asla ama asla çizilmez.

Bu tabaklar olmasa içilmez o kötü çaylar. Kırmızı beyaz çay tabağı bu topraklardan çıkmış en iyi pazarlama tekniğidir aslında. TRT’de yayınlanan “Kahvehaneler” adlı bir TV programının editörlüğünü yaptığım zamanlarda ülkemizin 56 ilinde ve sayısını hatırlamadığım kadar ilçe ve köyündeki kahvehaneleri gezdim. Fark ettim ki bu tabak, yeşil masa örtülü, bıyıklı ve tesbihli kahvehanelerin vazgeçilmez, nostaljik bir elemanıydı. Vefakâr bir dostun yorgun elleri gibi hafif nemli, yıpranmış, fakat mağrur bir dost gibi karşılıyordu bizi Anadolu’nun her köşesinde.

Hatta Safranbolu’da bir kahvehanede bu çay tabağının kenarına bir de ‘Merhaba’ eklediklerine şahit oldum. Nasıl mı? Kahvehaneye girdiğinizde kimse size selam vermiyor. Çay istiyorsunuz, çayı getiren garson da sizinle bir sohbete girmiyor. Çayı masanıza bırakıyor, kırmızı beyaz çay tabağının kenarını işaret parmağıyla gösteriyor ve “Merhabası yanında” diyor size. Size kalan ise şaşırmak oluyor. Bu hâliyle geleneksel bir duruşu olduğuna inanıyorum bu tabağın.

Her zaman kötü çaylara hayat vermez bu tabaklar. İstanbul’un en şık restoranlarında Boğaz’a karşı çayınızı yudumlarken de yanınızdadır. Doyumsuz manzarayı bir dem kıvamında sunar size. Ters çevirip masaya koyduğunuzda, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprü olur. İnanması zor ama Londra’da keyifli bir sohbetin kıyısına vuran Thames Nehri’ne karşı içeceğiniz bir çaya da eşlik eder. Yanı başınızdaki Big Ben’de lordlar ile avam kamaralarının tartışmalı meclis oturumlarından yankılanan sesleri duyarsınız… Kiev’de de rastladım bu çay tabağına… Dışarıda hava eksi 33 dereceydi. Dinyeper Irmağı’nın kıyıları donmuştu. İçinizi ısıtan bir ince belli bardağın altında yine en büyük ekürisi olan kırmızı beyaz bir çay tabağı vardı.

Batum’da kaldığımız otelde rastladığımda pek şaşırmamıştım aslında, ama Kazakistan’ın Almatı şehrinde, ülkemizden 5 bin kilometre uzakta kaldığımız otelde de rastlayınca o zaman anladım ki yurtdışında bir otelin sahibinin ya da işletmecisinin Türk olduğunu belli etmesinin en basit formülüydü kırmızı beyaz çay tabağı.

Çok estetik tabaktır. Çayı demli gösterir. Sadece güzellik mi? Hayır... Kırmızı beyaz çay tabağı ergonomik yapısıyla da alanında bir numaradır. Eğimli yüzeyinin uzun ve dik açılı olması sayesinde birçok şeker ıslanmadan bardağın yanına iliştirilebilir. Tutuşu rahat ve dengelidir. Yeşil çuha masa örtüsü üzerinde duruşu çok afilidir. Gelenekten süzülmüş, anonim tasarım harikasıdır.

Vapur çayı içiyormuş hissi verir bu tabakların içindeki ince belli bardakla içilen çay. Kırmızı beyazların yeri başka olsa da, lacivert-beyaz, yeşil-beyaz, hatta siyah-beyaz olanlarına, az da olsa rastlanır. Ama en delikanlısı kırmızı beyaz olanıdır. Porselen olanları, melamin olanlarına kıyasla pahalıdır, ama bir tanecik de olsa porselen olanlarından edinilmesi, insana kendini kıymetli hissettirir, anılarına bağlar, ne de olsa elde belli bir ağırlığı, cam bardakla buluştuğunda çıkan tok bir sesi ve zamanla sararmamasıyla zarafetini koruma özelliği vardır.

Arasındaki altın yaldızlı çiçek motifleriyle tamamlanır kırmızı­beyazın uyumu... İnce belli büyücek çay bardağıyla pek bir yakışır. Hele altında tahta masa, etrafınızda güzel bir manzara ve o çayı birlikte içmeye değer bir insan varsa, doyumsuzdur keyfi...

Kırmızı beyaz yapraklı bir ayçiçeğine benzer. Plastik gibi, bakalit gibi bir maddeden üretilir; düşse kırılmaz, metal olmadığı için bardağın sıcağını ele geçirmez. İşaret parmak ve başparmağı C harfi şeklini almışken orta parmakla alttan destek yapılarak tutulur genellikle. Bu durumda orta parmak tabağın altındaki çok keskin hatlı kabartma yazıları hisseder. İçi pürüzsüz olduğundan diğer çay tabakları gibi bu da ıslandığında bardağa yapışır. Fakat altındaki o kabartma yazıların olduğu krater sayesinde metal tabaklar gibi masaya yapışmaz.

Kenarının açısı o kadar güzel ayarlanmıştır ki içindeki bardağı çok rahat taşırsınız, çay titremez bile. Hatta kollarınızı yana açarak uçak gibi “vuh huuuuuu” diyerek dolaştırmak gelir insanın içinden. Tepsisi varsa elinizde, üzerindeki çaylarla 360 derece çevirerek bir tam tur yaptırmak da fena olmaz bu tepsiyle. Akrobatik bir hareketin temelinde de yine bu çay tabaklarının ince belliye sımsıkı sarılması yatar. Bu tasarımın popülerliğinin altında yatan neden ise çayın rengini güzel göstermesidir. Kırmızı bölgeler çayın demini “tavşan kanı” kıvamına yaklaştırır, beyaz bölgeler de çayın çok karanlık görünmesini engeller.

Kül tablası olarak da kullanılabilir bazıları, kalitesizleri yanar, buruşur ama süper bir üründür. Ara sıra çamaşır suyuna daldırılması gerekir ki üstünde sarı sarı çay izi kalmasın ve beyazı meydana çıksın. Porselen olanlarının bulaşık makinesinde yıkanmamaları gerekir; yaldızlarının silinmemesi için. Elektrikler kesildiğinde mum altlığı olarak kullanıldığına ve çayda çıra oynanırken de keza aynı amaç için kullanıldığına defalarca şahit olmuşumdur.

Paşabahçe, Mudo Concept, Kütahya Porselen ve Porland’da bulunur genellikle, bir de kenarda köşede saklanmış züccaciyelerde. Ankara’da Çıkrıkçılar Yokuşu’nda bulmanız da garanti… İstanbul’da ise Eminönü civarında Paşabahçe’nin fabrika satış mağazası olan izbe ve az bilindik bir köşeye gizlenmiş dükkândan çok ucuza edinebilirsiniz.

Çay bardağına her el uzatışınızda kendinizi 80’lerde bulup, Ümit Besen furyasına kaptırdığınız yıllara doğru kısa bir yolculuğa çıkarsınız. Furyadır işte... Birden “Okul Yolunda” şarkısının ruh hâline girmenize sebep olacak, “80’lerde çocuk/genç olmak böyle bir şeydi işte...” diye mırıldanırken bulacaksınız kendinizi. Hayatınızın film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçtiği anlardaki vazgeçilmez fon nesnelerinden birisidir aslında bu delikanlı kırmızı beyaz çay tabağı. Bir nevi sosyal medya gençliğine, fast-food zincirlerine ve Starbucks kültürüne karşı başkaldırının bayrak simgesidir aslında. Şimdi kendinize bir iyilik yapın ve kırmızı-beyazın asaletini sohbetlerinizle demleyin.

 

Yazar : Aydoğan YÜCE

Facebookda Paylaş

Diğer Tasarım Konuları