İzmir'i Marka Yapmak 2 5

İZMİR’İ MARKA YAPMAK

ZOR AMA İMKANSIZ DEĞİL!

Hepiniz bilirsiniz!

Bu kentte yaşayanlar günde bir kaç kez görür onu, misafirler ise en azından bir defa dahi olsa denk gelmiştir mutlaka.

Şöyle yazar devasa şekilde: “ İzmir, Fuarlar ve Kongreler Kenti olacaktır…”

Sözün sahibi merhum Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’dır.

Kentin merkezinde, Montrö meydanında Fuar’a giriş kapısının üzerindedir koca bir fotoğrafı ile birlikte.

İyi de ne alaka şimdi dediğinizi duyar gibiyim.

Paylaşacağım konu ile o kadar alakası var ki; ilerleyen satırlarda anlayacaksınız sizler de.

Hani İzmirliler olarak son dönemde fazlaca işitir durumdayız birçok yerde.

Hatta duymakla kalmaz birebir tartışırız bile.

Otobüste, trende, evimizde, kahvehanede, cafede, eş ve dost sohbetlerinde.

Tartışma meclislerinde.

Aklınıza gelen neresiyse işte.

Dillendirir, dururuz, iyiden iyiye.

“ Marka olacak kentimiz, İzmir’imiz…” diye. 

Buna söylenecek en iyi sözcük budur haliyle; “Ahh! Keşke, keşke…”

15 yılı aşkın süredir söyler dururum bu güzelim kentte; en üst idarecisinden en alt kademesindekine.

Ve seslenirim televizyonlardan hemşehrilerime, gazetelerde de yazarak sunarım bilgilerine.

Marka falan olamayız ‘Kaçak Yapı Cenneti’ olmuş halimizle.

Kent yenilemedir bu işin başlıca çözümü diye.

Önce bundan başlanmalı ulaşabilmemiz için marka kent hedefine. 

Yoksa yine konuşur, durur, bir otuz, kırk yılı daha heba ederiz el birliğiyle.

Bugünün ‘İncisi’nden çok fazla bir şey bırakamayız ilerleyen dönemlere;

Çocuklarımıza, torunlarımıza ve sonraki kuşaklara…

Nasıl ki bizler bugün; son kırk yılın idarecilerini suçluyor, bize bıraktıkları bu kötü miras yüzünden serzenişlerimizi sıralıyorsak her platformda, başta bu kentin idaresinde söz sahibi olanlar olmak üzere hepimizin de sonu farklı olmayacak, bu sütunlardan duyurula!

 

Ne yapacağız o zaman?

Kenti yenileyince, dönüşümü tamamlayınca mı olacağız ‘MARKA’?

Bu en önemli ayağıdır aslında ama fazlası da vardır daha.

Amerika keşfedilmiş zaten, yeniden keşfe ne gerek var?

İşi ehline vereceğiz, bu işin uzmanlarının yanına gideceğiz.

“ Biz bu kenti yeniden yaratmak istiyoruz, nereden başlamalıyız” diyeceğiz.

Gurur yapmayacağız, yerinmeyeceğiz; ayrı gayrı değil, el birliği ile hareket edeceğiz.

Çünkü biz İzmir’iz, İzmirli’yiz…

Onlar çalışmalarını yürütürken bizler, 4 milyonluk nüfusumuzu da işe dahil edeceğiz. 

Bu kentin sadece belli kişi ya da kurumlara ait olmadığını, bizzat kendilerinin olduğunu zihinlere işleyeceğiz.

‘Marka Kent İzmir’ hedefini bu milyonluk ordunun inancı ve gücüyle gerçekleştireceğiz.

İster ‘Fuarlar ve Kongreler’, ister ‘Turizm’, ister ‘Liman Kenti’ olsun kimliğimizi belirleyip, kararlılığımızı herkese hissettireceğiz.

Varoluş süremiz 8 bin 500 yıl diyeceğiz.

Kentimizin sadece Agoramız, Kemeraltımız ya da Kadifekalemizden ibaret olmadığını belirtecek, Antik Efesimizi, Meryemanamızı, Urlamızı, Çeşme ve Bergamamızı da dahil edeceğiz.

Tüm bunlar İzmir’dir diyeceğiz.

Tire’nin üretici pazarını, henüz istilaya uğramamış Karaburun’umuzun eşsiz kumsal ve doğasını da es geçmeyeceğiz.

Bir olacağız, bütünleşeceğiz.

Bir olmalıyız, bütünleşmeliyiz.

Ve Ege-Koop olarak biz bu işe çok ama çok hevesliyiz.

İstekliyiz, yürekliyiz.

Çeyrek asırdır oluşturduğumuz, her biri Avrupa standartlarında şehir parçacıkları olan ve her türlü ödüle layık 10 ayrı markamız en büyük örneğimiz, örneklerimiz. 

Sadece kendimize değil İzmir ve İzmirli’ye de tamdır güvenimiz.

Çünkü hem şahsım hem de Ege-Koop olarak biz bu ‘CESARET’e fazlasıyla sahibiz.

Yazar : TR'de MARKA Röportaj

Facebookda Paylaş

Diğer Tanıtım Konuları