Üçüncü Sektör: Sivil Toplum Kuruluşları 3 7

abortion clinic plattsburgh ny cost

abortion clinic plattsburgh ny cost mediagear.us

over the counter albuterol

albuterol otc walgreens blog.tripcitymap.com

strattera price

generic strattera price lasertech.com

Üçüncü Sektör: Sivil Toplum Kuruluşları

Küreselleşen dünyamızda, toplumlarda sosyal dokuyu koruma ve refahın iyileştirilmesi için bağımsız olarak resmi ve özel kurumların dışında çalışan Sivil Toplum Kuruluşları (STK) çok yönlü bir sorumluluk içindedirler. Farklı alan ve düzeylerde örgütlenen bu kuruluşlar politik, kültürel, hukuki ve çevresel amaçlar doğrultusunda; lobi çalışmalarını, ikna ve eylemlerle gerçekleştirirler. Bu organizmalar gelirlerini, bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayarak üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük esasıyla kâr amacı gütmeme çerçevesi içinde bünyesinde bulundururlar.

“Kâr gütmeyen kuruluşlar” (non–profit organizations), “kâr gütmeyen sektör” (non–profit sector), “gönüllü kuruluşlar” (voluntary organizations), “sivil toplum kuruluşları” (civil society organizations), “hükümet–dışı kuruluşlar” (non–governmental organizations – NGO), “üçüncü sektör” (third sector), “beşinci kuvvet”, “hayırsever yardım kuruluşları” (charitable organizations), “vergiden muaf kuruluşlar” (tax– exempt organizations) gibi literatürde farklı adlandırmalarla yer alan STK’lar katılımcı ve sürdürülebilinir demokrasinin aktif oyuncularından biridir. Küreselleşme ile önemi artan STK’lar Türkiye’de de son 10 yılda % 44’lük bir artış ile ülkemizde başlıca dernekler, vakıflar, meslek, ticaret ve sanayi odaları, kooperatifler ve sendikalar gibi bütünüyle gönüllülük esasına dayalı olarak görev yapmaktadır.

“Sivil Toplum Kuruluşu” kavramı resmi olarak ilk kez 1945 yılında Birleşmiş Milletler teşkilatının kuruluşu sırasında kuruluş beyannamesinde devlet ve üye ülkelere ait olmayan kuruluşların danışmanlık rolü ile ilgili tanımlamada kullanılmıştır. Bundan önce de 19. yüzyılın ortalarında kölelik karşıtlığı ve kadın hakları konularında aktif rol oynayan STK’lar 1932 yılında gerçekleşen “Dünya Silahsızlanma Konferansı”ndaki etkinlikleri ile de kendisinin etkin rolünü gözler önüne sermiştir. 20. Yüzyıl dünyasında ise küresel ortak eylemlerle çözümlenebilecek bazı sorunlar ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında; çevre sorunları, küresel ısınma, nükleer tehlike, yerel/bölgesel çatışmalar, uyuşturucu trafiği, insan kaçakçılığı, yasal olmayan göçler, salgın hastalıklar ve terörizm sayılabilir. Bu sorunları çözüme ulaştırabilmek için yalnız ulus-devletlerin ve özel sektörlerin çabası yeterli olmamakta, STK’ların da devreye girerek, sorun ve tehlikelerin algılanmasında, çözüm araştırmasında ve son olarak bunların politikalara ve eylemlere yansıtılmasında belirgin bir rolü olmuştur.

İletişim ve bilgi çağında STK’lar bilgi alışverişleri içinde ortak hedeflere odaklanabilip, ortak eylemler gerçekleştirebilmektedirler.

Bugün gelişmiş ülkelerde bir sektör haline dönüşen STK’lar ABD’de ve AB ülkelerinde geniş ölçüde istihdam sağlamaktadır. 2008 yılında “Derneklerin Ülke Ekonomisindeki Yeri ve Önemi” üzerine İçişleri Bakanlığı denetçisi Murat Şah tarafından hazırlanan denetçilik tezinde yer alan araştırmada 2006 yılında derneklerde ücretli tam zamanlı ile ücretli yarım zamanlı ve ücretli proje zamanlı çalışan personelin (29 bin 896), Türkiye ekonomisindeki istihdam (22 milyon 330 bin) içerisindeki payı yüzde 0,13 düzeyinde olduğu yer almıştır. Gönüllü tam zamanlı ile gönüllü yarım zamanlı ve gönüllü proje zamanlı çalışan personel ise (27 bin 905) Türkiye ekonomisindeki istihdam (22 milyon 330 bin) içerisinde yüzde 0,12 iken, ücretli çalışan personel ile gönüllü çalışan personelin toplamının (57 bin 801) istihdam içerisindeki payı yüzde 0,25 civarında olduğu belirtilmiştir. Bu sonuçları ATO’nun (Ankara Ticaret Odası) 2004 yılında hazırladığı “AB KAPISINDA SİVİL TOPLUM DOSYASI”nda yer alan değerlerle karşılaştırmak gerekirse, ABD’de yaklaşık 7 milyon kişinin sivil toplum kuruluşlarında tam zamanlı olarak istihdam ettiği ve bu oranın ABD’deki toplam istihdamın %6,8’ini oluşturduğu ortaya çıkmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde örneğin Almanya (1 milyon), Fransa (0,8 milyon) ve İngiltere’de bulunan STK’lar da genel istihdamdaki pay ise %4’dür.

2010’da sivil toplum -kamu ilişkilerini inceleyerek Sivil Toplum Değerlendirme Raporu’nu yayınlayan TÜSEV (Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı) içeriğini daha da genişleterek 2011 yılı raporunu bu yılın Ocak ayında açıkladı. Bu raporda Kamu-STK işbirliği için gerekli mekanizmaların henüz oluşturulmadığı, Sivil toplumun politikalara etkisi büyük çoğunluk tarafından sınırlı veya etkisiz olarak algılandığı, STK’ların % 57’sinin ücretli çalışanı olmadığı ve STK’ların % 79’unun mali durumlarının varlıklarını sürdürmeye ya da hedeflerini gerçekleştirmeye yeterli olmadığı öne çıkan bulgulardandır. Bu rapor AB süreci içinde olan ülkemizin STK’ların konumunu ve algılanmasını göstermekte önemli bir araç olmuştur.

Raporda Türkiye’deki STK’lara en yüksek tutarda fonun Avrupa Birliği tarafından sağlanmakta olduğu belirtilmiştir. Büyükelçilikler, uluslararası özel Amerikan ve Alman Vakıfları, Birleşmiş Milletler STK’lara mali destek sağlayan kuruluşların başında gelmektedir.

Türkiye’de AB Müktesebatına uyum sürecine uygun düzenlemelerin yapıldığı Dernekler Kanunu ile 03.08.2002 tarihinde, Dernekler ile ilgili hizmetleri yürütmek üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde Dernekler Dairesi Başkanlığı kurulmuştur. Aynı Kanunun 73. maddesinde yapılan değişikliklede; İçişleri Bakanlığınca, derneklere ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, hizmetleri görmek üzere illerde valilikler, ilçelerde de kaymakamlıklar bünyesinde derneklerle ilgili bir birim oluşturulması hükmü getirilmiştir. http://www.dernekler.gov.tr/ adresinde 2012 Ekim ayında 92901 faal dernek sayısı bulunmaktadır.

Bu araştırmaların ışığında ülke genelini ilgilendiren konu ve sorunlarda katılımı sağlayacak, merkezi idareyle köprü kuracak, yasama sürecine katkıda bulunabilecek niteliklere ve güce sahip sivil toplum kuruluşlarına arzu edilen boyutta henüz sahip değiliz. Ancak, Basında yer alan TGC, ÇGD, ÇEVKO ve iş dünyasında da TÜSİAD, TÜGİAD, TÜGİK, GYİAD, KAGİDER, iller, ilçeler ve hatta beldeler bazında hemşehri dernekleri gibi STK’lar medya yoluyla hükümetin almış olduğu ekonomik, toplumsal ve hatta siyasi kararlar üzerinde, ülke menfaati doğrultusunda her türlü yazılı ve sözlü önerilerde bulunmaktadırlar. Günümüzde gelişen teknolojiler ile artık bilgiye ulaşım daha kolay ve hızlıdır. Yerel ve merkezi yönetimlerle özel sektör de sayıları her geçen yıl daha da artan STK’lar ile bilinçli bir halkın varlığından haberdar olmaya başlamışlardır.

Yazar : Senem GÜNGÖR

Facebookda Paylaş

Diğer Pazarlama Konuları