Küçükken Süpermen Şimdi Süpermarka 1 7

abortion timeline

abortion clinics in nyc read

naltrexon gde kupiti

naltrexon 50 mg burpbehandling.site naltrexon opioid

Küçükken Süpermen Şimdi Süpermarka

Markalaşma bir firmanın en stratejik, en önemli yatırımıdır. Markalaşmak sadece isim, sembol ya da tasarım değildir. Markalaşmayı bu sınırlara hapsetmek oldukça riskli bir davranış olur.

Markalaşma bir firma için kısa vadeli taktiksel bir girişim olmaktan çok stratejik bir konu niteliğinde ele alınmaktadır. Zira markalaşma, markalaşmaya karar veren firma için uzun vadeli olup kayda değer getirileri olan bir süreçtir. Markalaşmanın en önemli getirilerinden biri, müşterilerinin gereksinimlerini tatmin etmeyi ve rekabette üstünlük kurmayı hedefleyen bir firmaya adeta bir ölümsüzlük fırsatı sunmasıdır. Ürünlerin geçici olduğu bir pazarda, bir markanın yaşam beklentisine sınır koymak mümkün değildir.

Başarılı bir markalaşma stratejisi izleyen bir firmanın ürünleri geçici olsa bile markası her zaman için kalıcılık kazanmış olur. Markalaşmanın başarılı bir girişim sayılabilmesinin ön koşullarından bir diğeri de, ürün ya da firmaya kişilik kazandırılmasıdır. Günümüzün önde gelen markalarının tümünün, müşterileri ve potansiyel müşterileri nezdinde bilinen özgün kişilikleri vardır. Araştırmalar, tüketicilerin markalar ile kurdukları ilişkinin aslında çevrelerindeki insanlarla kurdukları türde bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bazı markalar tüketicilerin rasyonel yönlerine (bir diş macununun dişlerin çürümesini önlemesi gibi) çekici gelirken, kimi markalar da tüketicinin sempati/ yakınlık duyması ya da aidiyet hissetmesi gibi duygusal yönlerine hitap etmektedir. İster rasyonel ister duygusal yönlerine hitap etsin, marka kişiliğinin tüketicilerin satın alma kararları üzerinde son derece nitelikli bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Araştırmaların ortaya koyduğu en çarpıcı olgulardan biri de, özellikle “büyük marka” olarak tanımlanan markaların ürünlerinin içerdiği gözle görülür fiziki ürün özelliklerinin ötesinde, tüketiciler nezdinde daha farklı bir değere sahip olduklarıdır.

Algılanan değerinin yüksek olması bir markanın pazar lideri konumuna ulaşmasında en başta gelen etkenlerden biridir. Kısacası, bir marka müşterileri nezdinde üstün bir değere sahipse pazar performansı da buna paralel olarak artar. Markalaşmayı hedefleyen bir firmanın kendi varsayımlarına ve pazar algılamalarına dayanarak marka stratejisi geliştirmeye başlamasının riski oldukça yüksektir.

Gerçek tüketicilerin (müşterilerin ve potansiyel müşterilerin) pazardaki mevcut markalara veya geliştirilen markalara yönelik tutumları her zaman öngörülen şekilde olmayabilir. İyi tasarlanmış bir araştırma hem doğru markalaşma stratejisinin geliştirilmesini besleyecek, hem de markalaşma sürecini sürekli izleme altında tutarak yanlış ya da zamansız girişimlerin yol açacağı maliyetlerden korunulmasını sağlayacaktır.

Çocukken Süpermen olmak isterdim... Şimdi ise süper bir marka olmak için strateji üreten bir marka danışmanı olarak söylüyorum; Marka stratejilerine bol bol zaman ayırmanız dileğiyle, görüşmek üzere...

Yazar : Nasuhi Öztürk

Facebookda Paylaş

Diğer Marka Konuları