Pazarcılıktan Ayakkabıcızade'liğe Uzanan Bir Öykü 2 1

amoxicillin cost without insurance

amoxicillin prescription no insurance

bisoprolol

bisoprolol click here

kamagra

kamagra

lexapro pregnancy safety

lexapro and pregnancy

viagra prodej brno

viagra prodej brno

 

Pazarcılıktan Ayakkabıcızade'liğe Uzanan Bir Öykü

 

Konya’nın Çumra İlçesi, Darla Köyü sene 1973. Günlerden kurban bayramının 2. günü…Bayram Sünbül’ün hayata gözlerini açışı belki çalgılarla çengilerle kutlanamadı; ama o şimdi her köyüne gidişinde bayram havasında bir kutlamayla karşılanıyor.

 

Ayakkabıcızade’nin Yönetim Kurulu Başkanlarından Bayram Sünbül’ün hikayesi böyle başladı ve devamı eminim en az bizi etkilediği kadar sizleri de etkileyecek. Belki de gençlerimize örnek olacak… Azmin zaferi…

 

Hikayenin devamını Sünbül bazen kahkahalarla bazen gözleri dola dola anlatıyor, bizim dilimizde sürekli ‘vay be’…

 

İşte Bayram Sünbül’ün ağzından, bizim kalemimizden bir markalaşma hikayesi:

 

İlkokulu çok zor şartlar altında bitirdim ve daha sonra aynı zor koşulların artarak devam etmesi nedeniyle ortaokulu bitiremeden iş hayatına başladım. Akranlarımın para kavramını tam anlamıyla kavrayamadıkları yıllarda ben çalışıp eve ekmek götürmek zorundaydım. Babamın 1970’ten beri yapmakta olduğu seyyar satıcılığa, birlikte devam ediyorduk.

 

1986’da Konya’dan Ankara’ya taşındık rızkımızı biraz daha arttırabilme umuduyla…

Hiç bilmediğimiz bir memleket, aşina olmadığımız insanlar, sırtımızdaki sepetin içinde ayakkabı satmaya çalışan babam ve ben…

 

1,5 yıl sırtımdaki sepetle Ankara’nın bütün ilçelerini dolaştım. Daha sonra seyyar itmeli araba ile Ankara’nın Sincan’a bağlı mahallelerinde ayakkabı satıcılığına devam ettim. Artık babamdan ayrılmıştım. Ve biliyordum bir gün ayakkabılarımın satıldığı bir dükkanım olacaktı. Bana ait ve seyyar olmayan…

 

1991 yılında evlendim. Geçim telaşıyla Sincan’dan çıkıp büyük semtlerin pazarlarında tezgah açmaya başladım. Pazarda kendi müşteri kitlemi oluşturmayı başarmıştım, haftada bir gün kuruluyor olmasına rağmen.1993 yılında ise açtığım bütün tezgahları satarak askere gittim.

Askerlik sonrası sadece satış ve pazarlamada öğrendiğim taktiklerin beni amacıma ulaştıramayacağının farkındaydım, işin tedarik kısmını da öğrenmeliydim. Bu nedenle 1994-1999 yılları arasında Konya’da şehir içi nakliye yaptım. 1999’da bu öğrendiğim bilgileri kullanıp amacıma ulaşmak üzere pazar tezgahlarına geri döndüm.

 

2003 yılına kadar amacıma ulaşmamdaki en büyük silahım olan pazarcılığı devam ettirdim. Ve işte yıllarca çalışmamın karşılığını 2003’te ilk mağazamı açarak almıştım.

 

Artık bir mağazam vardı, sadece bana ait olan, dört duvarla çevirili… Evet, nihayetinde başarmıştım!

2006 yılında İsmail Ülker ağabeyim ile tanıştım hem de tesadüfi bir şekilde. Tanışmamız, kader ortaklığımız ve başarıya inancımız iş ortaklığıyla devam etti. Kurumsallaşma kararı alarak 3 mağazaya kadar kısa bir sürede ulaştık.

 

Artık ayakkabı sektöründe ben de vardım! Biz de vardık!!!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar : TR'de MARKA Röportaj

Facebookda Paylaş

Diğer Tanıtım Konuları