Bir Marka Ünlü/ İclal AYDIN 1 1

flagyl

flagyl

melatonin and weed good sleep

melatonin and weed combination

domperidone danger

domperidone sharpcoders.org

acquistare cialis originale

cialis generico

İclal AYDIN

...Beklemediğim anda karşıma çıkan ayrılıkları,

Aniden bastıran kışı,

Aynaya her baktığımda değişen kadını,

Mevsimler içinde mutlaka bir sevinç getiren yaz’ı,

Gülünce yüzleri bayram yeri olanları,

“Geçecek” diyerek yaraya üfleyenleri,

Okuduğunu anlayanları,

Anlayıp da susanları,

Cesur olanları,

Yeniden başlayanları Ve

Hayatın mutlak coşkusunu,

Sizi,

Seni,

Her şeye rağmen üstelik

“Gördüğüme sevindim!”...

 

(GÖRDÜĞÜME SEVİNDİM-2005)

diyerek karşılıyoruz İclal Aydın’ı..

Çok yönlü bir sanatçımızsınız, tiyatrodan sinemaya, yazıdan şiire… Bu yönlerinizi, İclal AYDIN’I nasıl tarif edersiniz?

Açıkçası oyunculuk sanırım başlangıcım... Yazmak ise çok sevdiğim bir dışa vurum hali... Ne mutlu bana ki her iki işimin de sevenleri beni mutlu edecek, devam etme cesareti verecek kadar çok oldu... Kişinin kendini tarif etmesi hem zor hem de biraz ayıp geliyor bana... Şiir okumayı severim ama yazma konusunda biraz çekimserim...

Eminiz ki daha ortaya çıkarmadığınız pek çok yönünüz vardır.

Yok canım... Ne olabilir ki? Ve menajeri araya girerek ekliyor. Çok iyi yemek özellikle köfte yapar... Gazeteci + yazar + oyuncu olmasaydı kesin iç mimar olurdu, harika dekorasyon yeteneği var... Hatta dekorasyon ve yemek programı dahi yapabilir:))))

Peki, yazarlık serüveniniz nasıl başladı?

Çocuk yaşlarda başladım diyebiliriz. Mahallenin çocuklarına uydurduğum masalları anlatırdım. Yedi yaşındayken ise ilkokul öğretmenim bu masalları yazıya dökmemi sağladı. Yazarlığımın temeli bu dönemlerde atıldı galiba.

İclal Aydın denince akıllara gülen gözler geliyor…

Çocukken ‘eğer insanların gözünün içine bakarsam ve gözlerinden gözlerimi ayırmadan gülersem kusur aramazlar’ diye düşünürdüm. Gülen gözlerimin sebebi bu olmalı…

Hayatın felsefesini çocuk yaşta çözmüş gibisiniz. O yaşlarda bu noktaya gelebileceğinizi hayal edebilir miydiniz?

Yo hayır, pek bir şeyi çözdüğümü söyleyemem... Bugün bile kafası karışık bir yetişkinim. Çözebilmiş biri var mıdır bundan da çok emin değilim… 

Özellikle üniversitelerden aldığınız pek çoK ödül var. Gençlerle iyi anlaştığınızı düşünüyor musunuz?

Çok popüler olduğum 2000’li yılların başında üniversitede olanlar şimdi orta yaşa doğru yürüyorlar ve çoğu aslında ne dediğimi belki şimdi daha iyi anlıyor. Gençlere her zaman yakın oldum. Bu yüzden “sizinle büyüdüm diyen” gençlere şaşkınlıkla bakıyorum. Kendimi yaşıt sanıyorum çünkü onlarla…

2010 Marka Konferansı’nda İstanbul’la ilgili bir sunum yaptınız. Konferansın 10’uncu yılına özel Marka Özel Ödül’ü İstanbul’a verildi ve İstanbul’un ödülünü Sertab Erener, Ali Taran, Vodafone Doğu Avrupa ve Ortadoğu Bölgesi İş Geliştirme Müdürü Cenk Serdar, Vitra Pazarlama Direktörü Berna Erbilek ile beraber aldınız. Ve de şahsınıza özel teşekkür plaketi verildi. 

Yılın markası İstanbul’du. Chanel’ in İstanbul’da geçen NO5 parfüm reklamının ve İstanbul ödül töreninin sunumunu yapacaktım. Ama o gün sabaha karşı bir mide kanaması geçirdim. Buna rağmen hastaneden çıkıp sadece Chanel’in reklamını sunabildim. Ve sonrasında tekrar hastaneye döndüm. Konferansın düzenleyicisi Yürekli ailesi de çok üzüldü. Ama bana da uzattıkları o şahane teşekkürü almak çok mutluluk vericiydi.

Radyo, televizyon yayını ve dergi, kitap gibi hizmetlerde sizin ve şirketinizin adına marka tescilleri bulunmaktadır. Marka tesciline önem veriyor olmalısınız?

Evet, tabi ki de çok önemli. Prodüksiyon şirketimin adı zaten kendi adımı taşıyor. Bu ve benzeri konularda müşavirim bütün resmi işlemleri yapıyor. Gerek oyuncu gerek şair gerekse yazar…

Şu kişiler benim için bir markadır dediğiniz kimseler var mıdır?

Şair ve yazarların çok biliniyor olmaları ile markayı karıştırmamak gerek. Her işini iyi yapan bir marka değildir bence. Yerinden edilemez, ebedi bir başarıdan söz ediyorsak o farklı elbette… Ama yine de bir isim vererek haddimi aşarım diye düşünüyorum…

Sanat hayatınızda örnek aldığınız kimseler var mıdır?

Bette Midler oyunculuğu ve çok yönlü kişiliği ile her zaman hayranlık duyduğum biridir. Duygu Asena ise arkadaşı olabilme ve birlikte çalışma şansına eriştiğim yol açanım, mentorum olmuştur...

Keşke şu projenin içinde yer alsaydım dediğiniz oldu mu hiç?

Olmaz mı? Ama birden düşününce hiçbiri aklıma gelmedi...

Gelelim diğer keşkelere… Keşkeleriniz var mıdır?

Elbette... Ama bu soruları farklı zamanlarda o kadar farklı yanıtlarla karşılamışım ki...

Keşke yazmasaydım dediğim yazılarım var... Kalp kıran amacını aşan, insanları, çabalarını yargılayan, küçümseyen her tavrımdan pişmanım...

Acının defterini şimdilik kapatıyorum. Artık ‘umut’tan konuşmaya ne dersin?(KAĞIT KESİKLERİ en son kitabı)… Son kitabınızdan bu güzel alıntıyla ve de keşkesiz bir yıl olması dileğiyle 2011 için projeleriniz nelerdir?

Doğal olarak çalışıyoruz ama bugüne dek bitmemiş işleri açıkladığımda bittiğini göremediğimi fark ettim…

Son olarak TR’de Marka Dergisi okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Bugün tüm öğleden sonramı omurilik felcini alt etmeyi başarmış, tıbbın mucize vakası olabilmiş iki genç insanla geçirdim... İki ayağımızla yürüyebiliyor, ayakta duruyorken bir an için bunun farkına varmak gerektiğini düşündüm.

Sevgiler…

Bu konuştuklarımız kağıda dökülürken, tüm albümler ve sandıklar bir bir açılırken aslında serüvenin sonunun olmadığını gördük... (SENİN ADIN BİLE GEÇMEDİ–2009)

Yazar : TR'de MARKA Röportaj

Facebookda Paylaş

Diğer Marka Konuları