Altındağ Belediyesi/ Veysel TİRYAKİ 1 1

zithromax

zithromax beerotor.de

cytotec

cytotec flemzz.dk

ventolin over the counter philippines

ventolin syrup blog.jeannettespecglass.com

viagra recenze

viagra cena apoteka crownlimos.ca

Altındağ Belediyesi/ Veysel TİRYAKİ

Terk Edilen Değil Tercih Edilen Bir İlçe

28 Mart 2004’te yüzde 65’e yakın oyla Altındağ Belediye Başkanlığı’na seçilen Veysel TİRYAKİ 31 Mart 2004’te göreve başladı. Altındağ Belediyesi 5 yıl içinde 22 kadın eğitim ve kültür merkezi açarak kadınlarımıza okuma, yazma, bilgisayar, İngilizce, çocuk eğitimi, kuaförlük… gibi mesleki beceriler kazanmalarının olanaklarını sağladı. Bu kurslar ve eğitim merkezleri sayesinde 35 bin’den fazla kadının hayatını değiştirdi. Altındağlı kadınların ürettikleri ürünlerin Birleşmiş Milletler Daimi temsilciliğinde sergilenmesini sağladı ve 28 Şubat 2011’de Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu’nda ülkemizi temsil ederek Türk Bayrağını Birleşmiş Milletler’de dalgalandırdı.

Ev kadınlarına yönelik yapmış olduğu çalışmalarla kalmayıp Tarihi Ulucanlar Cezaevi’nin, Altındağ’ın kısacası Ankara’nın vizyonunu değiştirdi. Burada sıralayamayacağımız kadar çok çalışmalarıyla Altındağ İlçesine değerler katarak marka belediye olmasını sağladı.

Sayın Başkanım İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Kamu Yönetimi dalında yüksek lisans yaptığınızı ve kaymakamlık, valilik derken İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığına kadar uzanan başarılı bürokratik geçmişinizi kamuoyu biliyor. Sizi bürokrasiden siyasete geçiren şey nedir?

Bu soruya çok kısa bir cevap vereceğim belki ama beni bürokrasiden siyasete geçiren şey aslında, ‘kader’. Uzun yıllar Türkiye’nin çeşitli vilayetlerinde kaymakam ve vali yardımcısı olarak çalıştıktan sonra daire başkanı olarak Ankara’ya tayinim çıktı. Aklımda belediye başkanlığı fikri yoktu o zaman. Altındağ’da bir mahalleye taşındım. Ama kader beni bugünlere getirdi diyebilirim.

Biz 2004 yılında göreve geldiğimizde, işe öncelikle insan ve para kaynağımıza sahip çıkarak başladık.

Başarılarla dolu bir geçmişiniz var ve hayaliniz gazeteci olmakken şimdi sizi markalaşmış bir belediye başkanı olarak görüyoruz. Bu süreci bize değerlendirebilir misiniz?

Gerçekten doğru, benim hayalim gazeteci olmaktı. Üniversite sınavına girerken gazeteci olmayı arzu ediyordum. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazandım. Okul bitince de kaymakamlık sınavına girdim. Türkiye’nin farklı illerinde edindiğim tecrübelerin, bugün belediye başkanlığı görevimde bana çok faydası oldu diyebilirim. Altındağ Belediyesi bir marka mıdır? Bu konu tartışılabilir tabi ki. Ama tüm içtenliğimle şunu söyleyebilirim ki Altındağ Belediyesi bugün Türkiye’de mali açıdan en güçlü birkaç belediyeden birisidir. 7 yılda çok önemli mesafeler kat ettik. Bugün Altındağ terk edilen değil, tercih edilen bir ilçe haline geldi. 2010 yılında giderlerimizin neredeyse yarısını yatırıma harcadık. Böyle bir belediye örneği çok azdır Türkiye’de. 60’dan fazla tesis kazandırdık Altındağ’a. Bunu yapabilmek için öncelikle insan ve para kaynağınıza sahip çıkmanız gerekiyor. Biz 2004 yılında göreve geldiğimizde, işe buradan başladık. Önce belediye içindeki problemleri çözdük, mali disiplini sağladık. Buradan aldığımız güçle, yatırım yapmaya başladık. Hem Ankara hem Türkiye bunun farkında. Üstelik mali yapımızın ne kadar güçlü olduğunu biz söylemiyoruz, Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı bürokratlarının ifadeleridir bu sözlerim. Amacımız Altındağ'da yaşayan herkesi başkentin nimetleriyle buluşturmak.

28 Şubat 2011’de Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu’nda ülkemizi temsil ettiniz. Birleşmiş Milletler’i ve oradaki tepkileri biraz anlatabilir misiniz?

Yaşları 18 ila 80 arasında değişen 35 bin Altındağlı kadının eğitim gördüğü Kadın Eğitim ve Kültür Merkezleri’nin Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyaya örnek gösterilmesi bizi gururlandırdı.

Ücretsiz olan bu kurslar sayesinde kadınlar kent yaşamıyla buluşuyor ve sosyal yaşamda kendilerine bir yer ediniyorlar. Meslek edindirme kursları sayesinde binlerce kadın meslek sahibi oluyor ve birçoğu kendi iş yerini açıyor. Projemiz, 20-30 yıldır şehirde oturan, ancak kentin nimetleriyle buluşamayan örgün eğitimden geçememiş, kentte oturduğu halde kentli olamamış kadınların eğitimleriyle ilgili.

Bundan 5 yıl önce bir mahallemizde açtığımız merkezle bu projeye başladık. Bu merkezleri hanım lokali gibi görmek ve değerlendirmek doğru olmaz, daha çok bir okul gibi çalışıyorlar. Bu proje uzun soluklu ve sürdürülmesi gereken bir proje, birkaç aylık değil. Başladığımızda 35 kadını bile merkezlerimize getiremezken, şu anda 35 bin kadın, 22 merkezimize devam etmekte. Yüzlerce kursumuz ve seminerlerimiz var, üniversitelerden hocalarla çalışıyoruz. Kadınlarımız hayatlarında ilk kez sinemaya tiyatroya gidiyorlar, müzeye gidiyorlar, şehir dışı gezilerine katılıyorlar. Bu projedeki amacımız Altındağ'da yaşayan herkesi başkentin nimetleriyle buluşturmak.

Soğuk koğuşlarında Bülent Ecevit’ten Muhsin Yazıcıoğlu’na, Kemal Tahir’den Necip Fazıl Kısakürek’e, Ahmet Arif’ten Cüneyt Arcayürek’e, Metin Toker’den Osman Yüksel Serdengeçti’ye kadar pek çok tanınmış ismi konuk eden Ulucanlar Cezaevi’ni Altındağ Belediyesi olarak restore ettik.

Tarihi Ulucanlar Cezaevini ‘müze ve kültür merkezi’ olarak restore ettiniz. Ancak henüz açılmadı. Bu projeye biraz değinebilir misiniz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin serüvenine en başından beri tanıklık eden birkaç yer varsa bunların en önemlilerinden biri hiç kuşkusuz Ulucanlar Cezaevi’dir. Restorasyon çalışmaları tamamlandı, yakında açılışını yapacağız. Ulucanlar Cezaevi’nin müze ve kültür sanat merkezi olarak Türkiye için önemli bir simge olacağını düşünüyorum.

Açık kaldığı 81 yıl boyunca değişik görüşlerden birçok sanatçının, yazarın ve gazetecinin savunduğu fikirlerinden ötürü kaldığı Ulucanlar Cezaevi, artık tümüyle müze, kültür ve sanat merkezine dönüştürüldü.

Tarihi önemi olan tüm yapıları koğuşları, görüşme odalarını, hücreleri, avluları, koridorları, mahkumların yemek yedikleri, banyo yaptıkları tüm bu alanları aynen koruduk. Kütüphanesi, sanat galerileri, toplantı, konferans salonları ve film platolarıyla burası tam anlamıyla yaşayan bir müze; Türk siyasi hayatı için canlı bir hafıza olacak.

Altındağ halkı tarafından çok seviliyorsunuz ve oradaki insanlarla görüştüğümüzde sizi bir başkandan öte komşu olarak gördüklerini söylüyorlar. Bu konuda biraz konuşalım mı Sayın TİRYAKİ?

Ankara’ya, belediye başkanı olmadan çok az bir zaman önce geldim ve Altındağ’a yerleştim. Bugün yine aynı adreste oturuyorum. O tarihten bugüne Altındağlılarla komşuyum. Her gün vatandaşla iç içeyim. Sabahları evimin önüne gelseniz, şaşırırsınız. Her sabah vatandaşlar evime geliyorlar, özellikle de kadınlar. Hepsi ile tek tek görüşüyorum. Kimisini belediyeye çağırıyorum, kimisinin işini telefonla çözmeye çalışıyorum. Ancak şunu da söylemem lazım ben öyle herkese “işini çözeriz, merak etme hallederiz” diyen bir politikacı değilim. Önce derdini öğreniyorum, ondan sonra kendilerine yanıt veriyorum. Ben yapamayacağım hiçbir işe yaparım demem. Altındağlılar da bunu gayet iyi bilir.

Belediyede de makamımın kapıları herkese açık. Belediyede olduğum sürece hiç randevuya gerek olmadan oraya gelen herkesle görüşüyorum. Yaptığımız her işin, attığımız her adımın vatandaşa hizmet olarak dönmesi için uğraşıyoruz, vatandaş da bunu fark ediyor. İşte tüm bunlardan dolayı sanıyorum vatandaşlar da beni kendilerinden biri olarak görüyorlar.

Gençliğinde, kültür, sanat, spor faaliyetleri ile uğraşan bir çocuk, 30 yaşına geldiğinde işsiz de kalsa, hırsız olmaz, yolsuzluk yapmaz, rüşvet almaz. Gençleri bu tür faaliyetlerin içinde tuttuğunuz zaman kendilerini keşfetme olanağı vermiş olursunuz.

“Önemli olan ne iş yaptığınız değil, yaptığınız işin hakkını vermektir“. TR’de MARKA ailesi olarak sizi bu ayın marka belediyesi seçmiş bulunmaktayız. Siz de markalaşmış bir belediye başkanısınız. Markalaşıp sizin yolunuzdan gelmek isteyen genç nesile önerileriniz nelerdir?

Altındağ Belediyesi olarak gençlere çok önem veriyor ve onlar için çok büyük yatırımlar yapıyoruz. Biliyoruz ki, yarınımız ve Türkiye’nin gerçek sahibi olan gençlerin eğitimi hayati önem taşıyor. Biz de bu nedenle gençlik merkezleri projesini hayata geçirdik.

Şu anda 5 farklı mahallede gençlik merkezimiz hizmet veriyor, 2011 yılı içinde bu sayı 10’u bulmuş olacak. 20 adet gençlik merkezi ile 30 bin gence ulaşmayı hedefliyoruz. Bu merkezlerde çocuklara okul derslerine takviye olarak tüm derslerden eğitim imkanı sağlıyoruz.

Gençliğinde, kültür, sanat, spor faaliyetleri ile uğraşan bir çocuk, 30 yaşına geldiğinde işsiz de kalsa, hırsız olmaz, yolsuzluk yapmaz, rüşvet almaz. Gençleri bu tür faaliyetlerin içinde tuttuğunuz zaman kendilerini keşfetme olanağı vermiş olursunuz. İşte bu noktadan sonra gençlerimiz farklılıklarını ortaya koyma, yaşamda önemli bir yer edinme, ülke yönetiminde söz sahibi olma gücünü hissetme, yaptığı işi en iyi şekilde yerine getirme anlayışı etrafında kilitlenirler. Gençlere öğüdüm şu olabilir. “Önemli olan ne iş yaptığınız değil, yaptığınız işin hakkını vermektir“.

Aileme, özverilerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Evdeki huzurum olmasa, bu kadar yoğun bir mesaide başarılı işlere imza atamazdım.

Değerli başkanım kamuoyu olarak Tiryaki ailesini de tanımak isteriz. Evdeki başkan Veysel Başkan mıdır eşiniz hanımefendi midir?

Evde eşimin ve çocuklarımın sözü geçer diyebilirim. Üç çocuğum var. İkisi kız, biri erkek. Büyük kızım ve oğlum üniversitede okuyor, küçük kızım ise ilkokulda. Aslında çalışma tempomdan dolayı çok şikayetçiler. Tabi ki belediye başkanı olmanın onlar açısından büyük zorlukları var. Biz mesai mefhumu olmadan çalışan kişileriz, bizim için cumartesi pazar diye bir kavram yok. Dolayısı ile bu durum, evi de etkiliyor. Özellikle küçük kızım bundan çok şikayetçi. Ancak yine de aileme, özverilerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Evdeki huzurum olmasa, bu kadar yoğun bir mesaide başarılı işlere imza atamazdım.

Buradan Altındağ Halkına duyuracağınız 2011 müjdeleriniz nelerdir?

Her yıl, önemli yatırımlara imza atıyoruz. Dev parklar inşa ediyor, kültür merkezleri açıyor, restorasyon çalışmaları yapıyor, çocuklarımızın eğitimi için yeni mekanlar oluşturuyoruz... Bu yıl da bu yatırımlara devam ediyoruz. Bunlar içinde çok önemli olarak gördüğümüz anaokulu projemiz var. Toplam 20 adet anaokulu yapıp okul öncesi eğitime destek olacağız. Şimdiden 6 okulun ihalesini yaptık.

Bu yıl bir adet futbol sahası, bir huzurevi yapacağız. Bunların haricinde Gençlik Merkezi ile Kadınlar Eğitim ve Kültür Merkezi yapımı çalışmaları olacak. Hali hazırda inşaatları devam eden merkezlerimiz var. İnşaat çalışmaları bittikçe açılışlarını yapıyoruz. 2011 yılı içinde hayata geçirdiğimiz önemli bir proje ise Altın Nikah Sarayı oldu. Tesisin açılışını kısa bir süre önce yaptık. Mimari yapısı ve teknik özellikleri bakımından sadece Ankara’da değil Türkiye’de benzeri olmayan bir tesis açmış olduk.

İnşaatı devam eden projelerimiz içinde Doğantepe Kültür Merkezi’ni çok önemsiyorum. Kültür Merkezleri ve Kongre Merkezi ile çok büyük bir tesis olan yapı, 2011 yılı sonuna yetiştirilecek.

Bir başka önemli projemiz de Bisiklet Parkı. Özellikle Altındağlı kadınlara bisiklet sevgisini aşılamak ve onların çocuklarına bisikleti sevdirmek için geliştirdiğimiz bir proje. Buranın da inşaatı bitti. Yakında açılışını yapacağız.

Son olarak TR’de MARKA dergisi okuyucularına neler söylemek istersiniz?

TR’de MARKA dergisine yeni yayın hayatında başarılar diliyorum. Umarım uzun yıllar, Türkiye’nin önemli markalarını sayfalarına dolayı çok teşekkür ediyorum.

Yazar : TR'de MARKA Röportaj

Facebookda Paylaş

Diğer Marka Konuları