Ayakkabı Dünyası/ Mehmet AKBACAKOĞLU 1 3

melatonin and pregnancy safety

melatonin and pregnancy

deltasone

deltasone

claritin pregnancy breastfeeding

claritin and pregnancy

amlodipin teva bivirkninger

amlodipin 5 mg go

 

Ayakkabı Dünyası/ Mehmet AKBACAKOĞLU

Geçen sayımızda Mehmet AKBACAKOĞLU’nun “Ayakkabı Dünyası”nı ortaya çıkarma hikayesini sizlerle paylaşmıştık. Bu sayımızda ise Ayakkabı Dünyası’nın markalaşma sürecinde yapılan değişiklikleri ve kurumsallaşmasını aktaracağız.

Bir asıra yakın ticari tecrübeye sahip olan markamız Ankara’da doğmuştur. Yönetim kurulu başkanı olarak 80’li yılların başında Rahmetli Turgut ÖZAL’ın bizleri yurt dışına göndermesi ile ufkumuz açılmıştı. Hikâyemiz aslında buradan başlıyor. Yurtdışındaki ayakkabı fuarlarını görünce dudaklarımız uçuklamıştı.

O yıllarda ülkemizde dış ticaret Musevilerin elindeydi. İthalatı ve ihracatı onlar yaparlardı. Ya da onlarla ortaklık yapılarak ancak ithalat ve ihracat yapılabiliyordu.  Rahmetli ÖZAL dış ticareti değiştirdi.

Bizim en büyük eksiğimiz yabancı dil bilmeyişimizdi. Bizim kuşağımız dil bilmeden yetişmişti. Bilenler de zaten çok başarılı oldular.  Ancak yeni nesil muazzam yetişiyor. Artık işadamları çocuklarını çok iyi yetiştiriyorlar. Rahmetli ÖZAL’ın o yıllarda yaptığı bir toplantıda söylediği bir söz hala kulaklarımdadır. Rahmetli Turgut ÖZAL o dönemlerde “bir gün gelecek bilgisayar kullanmayı bilmeyenler okuma yazmayı bilmeyenler gibi olacak” demişti. 

Bugünlerin ışığını Rahmetli ÖZAL yakmıştır. Bizi yurtdışına göndererek dünya modasını, dünya trendlerini, dünya fiyatlarını tanımamızı sağladı.  Artık her sene bu fuarları takip etmeye başlamıştık. 

Yurt dışına gittiğimizde zincirleşmiş mağazalar görüyorduk, bir markanın 100’den fazla mağazalarının olduğunu öğreniyorduk. Demek ki bu iş böyle olacak diye düşünmeye başladık. Bir gün gelecek, bizim toptancılığımız zincir mağazalar yönünde gelişecek dedik.

Bizi sektörde bilen tanıyan arkadaşlarımız perakende sektörüne geçmemizi doğru bulmadıklarını dile getiriyorlardı. Çünkü toptancı olarak sektörde hatırı sayılır bir yerdeydik. Ama karlılığımız artık azalmaya başlamıştı. Fabrikaların çoğalması rakiplerin çoğalmasına rakiplerin çoğalması da rekabetin artmasına neden oluyordu. Rakiplerimizle vade ve iskonto yarışına girmeye başlamıştık. Büyük şirketlere ayakkabı veriyorduk, iyi tedarikçileriydik ancak onlar da kazancımızın üçte ikisini alıp götürüyordu. 

Mağaza açmanın artık zamanı gelmişti. İlk ve en büyük mağazamızı Ankara Kızılay’da açtık. Yani yatırımımıza Ankara’dan başladık. Ankaralılarda markamıza sahip çıktılar. Bu nedenle Ankaralılara çok ciddi bir borcumuz olduğunu düşünüyorum. Bu borcu ödemek için de yatırım yapmaya devam ediyoruz.

Ayakkabı Dünyası isim hikâyesi

Mağazayı açmaya karar verdik ama bir ismimiz yoktu henüz. Düşündük ki biz burada dünyanın markalarını satıyoruz. Dünya ayakkabılarını satıyoruz insanlara. İsmi de ayakkabı dünyası olsun dedik. Şimdi her yer ayakkabı dünyası oldu. 1996 yılında yıllarda Türkiye’nin en büyük ayakkabı mağazasıydı.

Ayakkabı Dünyası kriz yönetimi

Şirket olarak özelliğimiz kriz dönemlerinde büyümüş olmamızdır. Krizlerde reklam bütçemizi kısmadık. En ciddi krizlerde elemanlarımızın işine son vermedik. Biz açsak siz de açsınız biz toksak siz de toksunuz diyerek krizlerden büyüyerek çıktık.

Yeni projelerimizle yeni AVM’lerde yer almaya devam etmekteyiz. Aslında markamızın kağıt üzerinde sahibi biziz ama gerçek anlamda markamızın sahibi tüketicidir. Onlar bizim patronumuzdur ve onlar sürekli olarak siz benim hayatımı nasıl daha iyi hale getireceksiniz soracak sağduyuya sahiptirler. Çünkü müşteri velinimetimizdir. 

Markaya yönelik hataların telafisi çok zordur. Tecrübelerimiz gösteriyor ki marka olmakla ve markayı korumak isteyen herkes için büyük önem taşımaktadır. 

2 yılda Hızla büyüyen Ayakkabı Dünyası neden frene bastı?

Biz yılların tüccarıyız. Ayakkabı sektöründe ben 4. Kuşağım. Çocuklarım 5. Kuşak. Ayakkabı sektörünü çok iyi biliyoruz, sektörü çok iyi tanıyoruz. Perakende sektörüne girdiğimizde bu böyle olmadı çünkü 2. Yılda biz 11 mağazaya ulaştık ve çok hızlı bir büyümeydi. 11 mağazaya ulaştığımız zaman da zorlanmaya başladık. Satışların kontrolünde, lojistikte, personellerin kontrollerinde zorlanmaya başladık. 11 mağaza olmamıza rağmen hemen frene bastık.

Dedik ki büyüyeceğiz ama 2 yılda 11 mağaza olursak on yılda 100 mağaza oluruz. Sağlıklı büyümemiz lazım, alt yapımızın iyi olması lazım diye düşündük.

Ne yapmamız gerektiğini bu işi iyi bilenlerle konuştuk. Bize verdikleri tavsiye şu oldu, eğer büyüyecekseniz, kurumsallaşmamız gerektiğini söylediler. Ve kurumsallaşmayla beraber bünyemize profesyonellerin katılması gerektiğini öğrendik. Ben bu işi biliyorum diye işin hem personeli, hem muhasebecisi, hem patronu olunmuyormuş. 

Bu işi nasıl yaparız, nasıl kurumsallaşırız diye sorduk soruşturduk. İstanbul’da kurumsallaşan büyük firmaları hangi şirketlerin kurumsallaştırdığını soruşturduk. Büyük paralar istiyorlar bu şirketler, sonra bu kadar büyük paralar bu iş için verilir mi diye düşündük önceleri? Ama inandık ki verilmesi gerekiyor. Ve neticesinde büyük bir firma ile anlaştık ve bu firma bize 2 yılda kurumsallaşma sürecimizi tamamlayacağını söyledi. Ve hakikaten bu insanlar bizi önce analiz ettiler. Şirketimizi, şirket ortaklarını, çalışanları gözden geçirdiler ve hastalıklı olan bölümleri buldular. Dediler ki sizin profesyonel bir personel müdürüne ihtiyacınız var, bir lojistik müdürü, pazarlama müdürüne ihtiyacınız var ve bundan sonraki mağazalarınızın AVM’lerde olmaya ihtiyacı var gibi önerilerde bulundular.

Temelden yeniden bir yapılanma süreci başladı. Ve bu yapılanma sürecinde bünyemize profesyonellerin katılması, yönetim kadrosunun görevinin iyi analiz edilerek belirlenmesi, bizim kurumsallaşma sürecimizin en önemli adımıydı.

Şu anda kurumsallaşmanın ne kadar önemli olduğunu, ne kadar elzem olduğunun bilincindeyiz. Keşke bir beş sene önce bunu başarabilseydik.

Tavsiyeler

Kurumsallaşmak isteyen firmalar profesyonellerle çalışmaktan çekinmemeliler. Mutlaka finans, hukuk, marka ajansları ve marka danışmanları çok kaliteli olmalı. Görsellerine, reklam çalışmalarına çok önem vermeliler. Bunlara para vermekten çekinmemeliler.

Cesaretin ve vizyonun önündeki engelleri kaldırmak gerekiyor. Takip edenden ziyade takip edilen olmak için zamanla beraber koşabilmek gerekiyor.

Perakende deneyimdir. Müşterilerimize dokunmak zorundayız. Bölgelere göre kreasyon ve fiyat belirlemek de çok önemli tabii ki. 

Fırsatları iyi bilmeli ve takip etmeliyiz.

Mehmet Akbacakoğlu’nun ticaret kuralları:

1.Bildiğiniz işi yapın.

2.Yaptığınız işi çok ama çok sevin.

3.Dükkânınızı iyi konumlandırın.

4.Güçlü bir sermayeniz olmalı.

5.En önemlisi Allah yürü ya kulum demeli.

Ticarette rekabetin olduğu yerde kalite artar. Rakip olmadan, her şeyi iyi yaptığınızı zannedersiniz, rakipler sizi geliştirir.

 

Yazar :

Facebookda Paylaş

Diğer Marka Konuları