Sanatın Her Yanından/ Sibel TÜZÜN 1 3

zestril

zestril beerotor.de

naltrexone where to buy

buy naltrexone online usa

cialis generico in italia

pillola cialis effetti read

metoprolol 100 mg

go metoprololsuccinaat read

metoprolol 100 mg

go metoprololsuccinaat read

Sanatın Her Yanından/ Sibel TÜZÜN

TRT Çocuk Radyosundan, rock müzik şarkıcılığına kadar uzanan, uzun ve alışılmışın dışında bir hikayeniz var. Aslında müzik yeteneğiniz belli ki siz çok küçük yaştayken keşfedilmiş. Bize kısaca hikâyenizden bahsedebilir misiniz?

İlkokula başladığım yıl TRT İstanbul Çocuk Korosu sınavlarına katıldım ve kazandım. Çocukluğumun tüm haftasonları, Harbiye Radyoevi binasında müzikle geçti. Yücel Elmas ve rahmetli Cenan Akın gibi harika öğretmenlerle çalıştım. Ardından TRT Gençlik Korosu'na geçtim. Ilk şan derslerim ve gerçek anlamda çoksesli müzikle tanışmam burada oldu. İlerleyen yıllarda ise İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera ve Konser şarkıcılığı bölümüne alındım. Aynı yıllarda profesyonel şarkıcılık hayatımın başlamasının da etkisiyle 6 yıllık lisans eğitimini bitiremesem de bu kurumlarda aldığım eğitimler her zaman yolumu aydınlattı. Bu eğitimler dışında hayatımın ilk sahne tecrübesini B.A.L.’de okurken Milliyet Liselerarası müzik yarışmasında yaşadım. Yarışmada kazandığım dereceden çok jüri üylereinden Melih Kibar’la tanışmam ve onun stüdyosunda vokal ve reklam müziği kayıtlarına başlamam müthiş bir deneyim oldu.

90’lı yılların başında pop kariyerinizin top noktasına ulaşmıştınız. Fakat bu doğrultuda ilerlemek yerine bir adım geri attınız ve bir nevi duraklama dönemine girdiniz. Bunun nedenini paylaşabilir misiniz?

Geri adım atmaktan çok farklı bir adım attığımı düşünüyorum. Popüler işlerin nev'ine baktığınızda kişinin kendini yenilemesi büyük önem taşır. Pop kültürde kitleniz sizi nasıl tanıdıysa öyle devam etmeniz, sadece müzik olarak değil şehir efsaneleri yaratarak hakkınızdaki konuşulma oranlarını yüksek tutmanız, yani üreten özgür bir müzisyenden çok algılandığınız imaja teslim olup otomatik bir yaşam süreci geçirmeniz gerekir. Popüler bir kariyerde yapmak istedikleriniz değil, sizden bekleneler vardır. Bir süre sonra da kendiniz değil, kitlelerin istediği kişi olarak yaşarsınız hayatınızı. Müzik yapmayı popüler bir şöhret olmaya yeğleyen bir kadın olarak içimden gelen müzikleri ürettim ve paylaşmayı tercih ettim. Plak şirketleri ve menajerlerin cezai şartlı kocaman sözleşmelerinden kurtulduğumda sadece yapmak istediğim işleri yapmalıyım dedim ve hala bu inançtayım.

Değişime inanan bir kişilik olduğunuz sevenlerinizin karşısına değişken portrelerle çıkmaktan çekinmemenizden anlaşılıyor. İleriki yıllarda POP’tan Rock’a dönen Sibel Tüzün’ü farklı bir portreyle görecek miyiz? Mesela Türk Sanat Müziği söyler misiniz?

Yapabileceğim o kadar çok şey varki. Ürettiğim şarkıları ve projeleri sizlerle paylaşmadan sona gelmek istemiyorum. Tabii ki beni her zaman ezber bozan, farklı işlerle göreceksiniz.

Yaşadığınız değişim süreçleri ve bunları etkileyen faktörler nelerdir? Sizce her insan böyle değişimler yaşamalı mı?

Günümüzün iş hayatında ekonomik olarak üretmekten çok tüketmeye motive edilmiş, “kariyer” adı verilen bana göre dünyanın en kocaman havucunun peşinde koşan, büyülenmişcesine başkaları tarafından empoze edilen hayatı yaşayıp, başkalarının tercihlerine göre davranan, kendi konularında ünlü olabilmek için hertürlü etik değerden uzaklaşan insanlara hiçbir şekilde değişimi önermem. Zaten onlar kendilerini bilir, yapay ve garantili gördükleri hayatlarına devam eder, yaratıcılığa ve yaratma ihtiyacına saygı duymaz ve açıkçası benim gibi onların hayatını başarmış ve sonra bundan tatmin olmayarak başka rüzgarlarla yelken açmış kişilerden de pek hoşlanmazlar.

Hayata merakla bakan, cesur, çalışkan, yaratıcı, dürüst insanlara ise benim haddim değil bir şeyler önermek. Hayat onları bekliyor, yolları açık olsun.

Ha,inancım önümüzdeki yılların ikinci paragraftaki insanlara daha çok ihtiyaç duyacağı yönünde...

Eurovision şarkı yarışmasında 11. Olmanızın ardından çeşitli spekülasyonlar ortaya çıktı. Eurovision şarkı yarışmasından sonra “bunları yaşayacağımı bilseydim bu yarışmaya katılmazdım” mı dediniz, yoksa “iyi ki katılmışım yoksa bu yaşadıklarımı yaşayamazdım” mı?

Otutup saymayayım size öyleydi de, böyleydi de... İngilizce söylemedik de, falan filan.. Eurovision Şarkı Yarışması için çok çalıştık, iyi bir iş çıkarttık...Bir sürü sebepten dolayı olabilir, dilediğimiz neticeyi alamadık. Benim açımdan sahne ve prodüksiyonla ilgili müthiş bir deneyimdi. Müziğin ve televizyon yayıncılığının sahne ve organizasyon anlayışı açısından çok önemli tecrübeler kazandım. Şarkı 3 dakikaydı, bitti.

Oyunculukla da uğraştınız bir süre fakat sadece tiyatroda. Sibel Tüzün’ü bir dizide görebilir miyiz önümüzdeki yıllarda?

Tiyatro da olmak müthiş... Her gece nasıl bir heyecan...”Seni seviyorum, mükemmelsin, Şimdi değiş!”  ve “Histanbul” da hayatımın en güzel anlarını yaşadım. Hem ön çalışmalarında hem de sahnede.. Tiyatro hayatımda olacak bundan sonra da..

Dizilere gelince; beni çok heyecanlandıran bir proje olursa, ya da çok iyi bir bütçesi varsa tabii ki.

Sibel Tüzün’nün Love Mark'a bakış açısı nedir. Bir Love Mark’ınız var mı?

Markalara çok bağımlı yaşamasam da... Beyoğlu İnci Pastanesi ayrı bir yere sahiptir bende.. Global olarak da MagnumJ

Son olarak seslendirmiş olduğunuz ya da kendi yazdığınız şarkılardan sizi en etkileyen cümleyle bitirelim röportajımızı… Okuyucularımıza da iletmek istediklerinizi yine daha önce yaptığınız gibi şarkınızla iletelim son olarak…

Şu son dönemde yaşadıklarımız “Hayat Buysa Ben Yokum bu Yolda” dedirtebilir bana ama bildiğiniz gibi tekrarları sevmiyorum..

Umut dolu bir şarkı yazmaya çalışıyorum bu aralar, herşeye rağmen.. Yılbaşına yetişir sanırım.. Güzel şeyler söylemek lazım, yeterince sıkıntı gördük...

Çook sevgiler.

Yazar : TR'de MARKA Röportaj

Facebookda Paylaş

Diğer Marka Konuları