2012 Kıyamet Senaryolarına Bilimsel Bir Eleştri 5 4

abortion pill online

abortion pill website

sertraline tablets 50mg

sertraline 50mg side effects

first trimester surgical abortion

abortion in the first trimester patemery.azurewebsites.net

cialis helyett

cialis helyett

2012 Kıyamet Senaryolarına Bilimsel Bir Eleştri

Son zamanlarda, bilim dışı çevreler 2012 yılına dair kıyamet kehanetlerini yüksek bir sesle dile getirir oldular. Bu konu reyting tüccarlarını zengin ettiği için birçok gazetede, film senaryolarında ve televizyon programlarında yoğun bir şekilde işlenmektedir. Belli ki insanların korkuları körüklendikçe kazanılan paralar artmakta ve insanlar istenildiği gibi yönlendirilmektedir. 2012 kehanetleri Maya uygarlığı ile de ilişkilendirilerek dünya çapında yüzlerce kitap yayımlanmış, binlerce video düzenlenerek internet ortamına aktarılmıştır. Bu makalede, ortaya atılan bilim dışı iddialardan en çok öne çıkanlarına bilimsel cevaplar verilmiştir. 

Eski Çağ Uygarlıkları ve Takvimleri

Bilimsel etkinlikler uygarlığın tarihi ile başlar. İlk uygarlıklar Dicle-Fırat, Nil, İndüs gibi büyük nehir vadilerinde belirmiştir. İlk uygarlıklar arasına M.Ö. 3000 yıllarında Mezopotamya’da Sümer ve Babil uygarlıklarının parlak bir düzeye eriştiklerini görüyoruz. Dairenin 360 dereceye, bir saatin 60 dakikaya, bir dakikanın 60 saniyeye bölünmesini, π sayısının kullanılmasını Mezopotamya uygarlıklarına borçluyuz. Ayrıca, bir günün 24 saat olarak kullanılmasını Mısır uygarlığına borçluyuz. Uzun ve sürekli gökyüzü gözlemleriyle elde edilen bilgilere dayanılarak toprağı işleyen, ekim ve hasat gibi mevsime bağlı işler için takvim geliştiren Babil’liler, zaman ölçümünde hayret edilecek bir bilgeliğe ulaşmışlardı. Örneğin, bir yılı günümüz değerinden sadece 4,5 dakika gibi küçük bir hata payı ile hesaplayabiliyor, her 18 yılda bir meydana gelen ay tutulmalarını da önceden kestirebiliyorlardı.

Orta Amerika yerlileri olan Mayalar’ın kurduğu uygarlık M.Ö. 6. yüzyılda yükselişe geçmiş M.S. 3. yüzyılda altın çağını yaşamış ve 17. yüzyıldaki İspanyol işgali ile sona ermiştir. Mayalar astronomi, matematik, mimari ve sanat konusunda oldukça başarılı olmuşlardır. Kurdukları kentleri piramitler, saraylar ve güzel heykellerle süslemişlerdir. Mayalar zamana ilişkin çalışmalarında Tzolkin denen dinsel takvim ve Haab denilen Güneş takvimi kullanırlardı. Güneş takvimine göre bir Maya yılı, her biri 20 gün olan 18 aydan oluşmaktaydı. Ayrıca Haab denilen 5 gün ile birlikte bir yıl toplamda 365 gün olarak hesaplanırdı.

Bazı İddialar ve Bilimsel Cevapları

Albert Einstein: “Uzun yaşamımda öğrendiğim bir şey var: gerçeklikle karşılaştırıldığında tüm bilimimiz ilkel ve çocukça kalmaktadır; ama yine de sahip olduğumuz en değerli şey bilimdir ” Dolayısıyla, Einstein’ın da belirttiği gibi, kafa karışıklığı içinde olduğumuz ve sorularımıza cevap aradığımız bir durumda bilimin kapısını çalmamız gerekir. Aksi durumda yanlış bir kapı çaldığımızda kendimizi, çirkinliğini ve sahteliğini saklamak için süslenmiş, boyanmış, her türlü sömürünün, falcılığın ve yanılgının kucağında bulacağımız aşikârdır.

NASA’nın internet sitesindeki arama kısmına 2012 kıyameti yazınca, konu ile ilgili pek çok bilgi çıkmaktadır. Özellikle, Dr. David Morrison’un öncülüğünde NASA’nın 2012 kıyameti ile ilgili yüzlerce iddiayı tek tek cevapladığı görülmektedir. NASA tüm cevaplarında, 2012 kıyamet kehanetlerinin uydurma olduğunu ve kaygı duyulacak hiçbir durum olmadığını belirtilmiştir. Şimdi, 2012 ile ilgili iddialara karşı bilimin söylediklerine ayna olalım ve cevapları sizlere yansıtalım:

1) Maya takvimi dünyanın 2012’de sona ereceğini söylüyor 

Takvimler, geçen zamanın kaydını tutmak ve planlar yapmak için kullanılır, geleceği tahmin etmek için değil. Maya gökbilimcileri zekiydi ve çok karmaşık bir takvim üretmişlerdi. Ayrıca, Maya uygarlığının matematikte, astronomide ve takvim oluşturmada yakaladıkları düzey insan aklının bir sonucudur. Antik takvimler tarihçiler için çok ilgi çekicidir, ama günümüzde zamanın kaydını tutmak için kullandığımız yüksek duyarlılığa sahip takvimlerle yarışamazlar. Kaldı ki eski uygarlıklar, oluşturdukları takvimleri kehanetlerde bulunmak için değil günlük yaşamlarını kolaylaştırmak için kullanmışlardır. Ana nokta ise; takvimler, antik ya da modern olsun fark etmez, gezegenimizin geleceğini tahmin edemezler ve 2012 gibi belli bir tarihte olacak şeylere dair uyarılarda bulunamazlar. Biten bir takvim sadece yeni bir yılın başlangıcını işaret eder. Benim masamda, 31 Aralık 2011’de sona eren bir takvim vardı, fakat ertesi gün hiçbir şey olmadı ve yeni bir masa takvimi edindim. 

2) Marduk (Nibiru) Gezegeni Dünyaya Çarpacak

Marduk uydurmaca bir gezegendir. İnternet sitelerinde fotoğrafı Marduk olarak verilen sistem, Monoceros (Tekboynuz) takımyıldızında bulunan 20.000 ışık yılı (1 ışık yılı yaklaşık olarak 10 trilyon km dir) uzaktaki V838 yıldızının etrafındaki gaz bulutudur.

3) Maya Takviminin de belirttiği gibi 21 Aralık 2012 tarihinde Güneş sistemindeki tüm gezegenler aynı hizada sıralanacak ve bundan dolayı Güneş sistemi yok olacaktır

Bu iddia bilim dışıdır. 21 Aralık 2012 tarihi, gökbilimsel açıdan sıradan bir tarihtir. NASA’nın California Institute of Technology ile birlikte oluşturdukları ve internet üzerinden kullanılabilen Güneş sistemi simülasyon programı (eyes on the solar system) kullanılarak, 21 Aralık 2012 tarihinde gezegenlerin kesinlikle aynı hizada sıralanmadığı görülebilir. Böyle bir sıralanma olsa bile, gezegenlerin kütle çekimsel etkileri tehlikeli bir durum oluşturmaz.

4) Büyük Bir Göktaşı Dünyaya Çarpacak

13 Nisan 2029 tarihinde, yarım km çaplı Apophis isimli bir gök taşı Dünyayanın 30.000 km uzağından geçecek, 13 Nisan 2036 tarihine ise 49 milyon km uzaktan geçecek. Bu iki geçişin de Dünyaya olumsuz bir etkisi olmayacaktır. Bilindiği gibi 65 milyon yıl önce Meksika körfezine dev bir göktaşı çarpmış ve dinozorlar başta olmak üzere canlı türlerinin büyük bir kısmı yok olmuştu. Böylesi büyük bir tehlike ancak milyonlarca yılda bir gerçekleşebilir.

5) Güneş sistemi dev bir kara deliğin yakınından geçecek ve yok olacaktır

Güneş sistemine en yakın kara delik, 30.000 ışık yılı uzakta (Samanyolu gökadasının merkezinde) olan Cygnus X-1 dir ve Güneş sistemine etkisi ihmal edilebilir.

6) Güneş Kırmızı deve dönüşerek Dünya’yı yutacak ve yaşam sona erecek

Güneşin hidrojen yakıtını tamamen tüketerek kırmızı deve dönüşme süreci yaklaşık olarak 5 milyar yıl sürecek. Bu durumun Dünyayı tehdit etmeye başlayacağı zaman ise 1 milyar yıl sonra başlayacak. 

7) Dünya Samanyolu gökadasındaki bir foton kuşağından geçecek ve yaşam sona erecek

Bu iddia da bilim dışıdır. Çünkü böyle bir veri doğru olsaydı, aralıksız bir şekilde uzayın derinliklerini izleyen astronomi otoriteleri tarafından teyit edilirdi. Belli ki, bilgisiz insanları korkutmak isteyen birtakım sahtekârlar, toplumun büyük bir kısmı tarafından anlaşılmadığı için hiçbir anlam ifade etmeyen “hizalanma”, “karanlık yarık”, “foton kuşağı”, “kuantum geçidi” gibi terimleri ısrarla kullanmaya karar vermişler. Maalesef internette ya da başka bir yerde yalan söylemeyi engelleyen bir ceza yaptırımı yok.

8) CERN’ deki büyük deneyde kara delikler oluşacak ve Dünya yok olacak

Bu iddia, kaynağı açısından çok ilginçtir. Çünkü diğer birçok iddianın tersine Dünya kaynaklıdır. Bilindiği gibi Avrupa atomik parçacık araştırma merkezi CERN, 2012’de bugüne kadar gerçekleştirilmiş en yüksek enerjili proton çarpışmaları deneylerine ev sahipliği yapacak. CERN yöneticilerinin ve diğer birçok bilim insanının da defalarca belirttiği gibi, bu deneylerde oluşacak atomik kara delikler çok kısa ömürlüdür ve etkileri ihmal edilebilir mertebelerdedir. CERN deneyinde protonların çarpıştırılması sırasında açığa çıkan enerji uçan bir sivrisineğin enerjisinden yaklaşık 100 kat daha düşüktür.

Özet

2012 kıyameti konusunda sorularımızı kıyamet günü savunucularına yönelterek onların iddialarını bilimsel olarak kanıtlamalarını istememiz gerekir. Eğer birisi internette, Samsun’da 15 metre uzunluğunda mor fillerin dolaştığını iddia etse, bilim insanlarından bunun aksini kanıtlaması beklenir miydi? İspat etme yükümlülüğü, çılgınca iddialarda bulunanlara düşer. Carl Sagan’ın sıkça kullanılan bir sözünü anımsayalım: “Olağanüstü iddialar, eğer inanılır bulunması bekleniyorsa olağanüstü kanıtlar ister” 22 Aralık 2012 geldiğinde, yeni sahte bilim hikâyeleri su yüzüne çıkacak ve tüm bu sirk dünyası en baştan başlayacak. Çünkü Güneş sistemimizdeki gezegenler kaç tane olursa olsun, sahte bilim bir tane daha gizemli Gezegen X’e ve yeni kehanetlere ihtiyaç duymaya devam edecektir. Dolayısıyla, kozmik peri masalcılarının yalanlarını ortaya çıkaran bilimin yapması gereken daha çok iş var.

2012’de veya yakın bir gelecekte, Dünya’nın sonunun ortaya atılan bilimdışı iddialardan değil de, kötü yönetimler sonucu oluşacak olan savaşlardan ve kıtlıklardan, küresel ısınmadan, biyolojik çeşitliliğin kaybediliyor olmasından kaynaklanma ihtimali çok daha yüksektir.

Yazar : Niyazi YÜKÇÜ

Facebookda Paylaş

Diğer Tema Dışı Konuları